BURADASINIZ : İstanbul Avukat > Diğer Yargıtay Kararları > İşçiye Yapılan Fazla Ödeme

 İŞÇİYE YAPILAN FAZLA ÖDEME - SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME- İYİ NİYET

 

 

ÖZET: Yasa’ya dayanılarak işçiye yapılan bir ödemenin fazla olduğunun anlaşılması halinde bu fazlalık İşçiden geri istenemez. Hatalı olarak fazla ödemeyi yapan kurum zararına katlanmak zorundadır. Y.9.HD.E.2009/33526 K.2009/28432 T.23.10.2009

 

Davacı İş Kurumu’nca davacı işçiye 4046 sayılı Yasa’nın 21.maddesinin 4.fıkrası uyarınca iş kaybı tazminatı 506 Sayılı Yasa’nın 77. Ve 78. Maddeleri uyarınca yapılan ödemelerin hak edilenden fazla oluşu nedeniyle icra takibinde bulunduklarını, yapılan itiraz üzerine itirazın iptali ve %40 tan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi isteminde bulunulmuştur. Davalı işçi yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenemeyeceğinden söz ederek davanın reddi savunusunda bulunmuştur. Mahkemece dava reddolunmuş, karar davacı Kurum tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık kuramsal açıdan sebepsiz zenginleşme ve iyi niyetli sebepsiz zenginleşmenin iade borcunun sınırlanması noktasında toplanmaktadır. Sebepsiz zenginleşme, Roma Hukukundan günümüze gelen bağımsız borç kaynağıdır. Türk Hukukunda yasal dayanağı Borçlar Kanununun 61-66.maddeleridir. Ortak bir tanıma gitmeden ziyade koşullarından sonuca gidilerek sebepsiz zenginleşme kavramına yaklaşım kanımızca daha doğru olmaktadır. Genel olarak koşullar; taraflardan birinin malvarlığında azalma, diğerinde çoğalma, anılan durumun nedensellik bağı sonucunda oluşması, nihai olarak da haklı bir sebebin bulunmamasıdır. Asıl sorun sebepsiz zenginleşmede iadenin sınırlarıdır. Kötü niyet halinde sınırlamadan söz edilemez. Alınan mal veya bedel iade edilir. O halde iyi niyetli sebepsiz zenginleşmenin iade borcunun sınırlarının belirlenmesi önem kazanır.

 

Dairemizce bu konuda temel ölçüt güvenin korunması ilkesinin yargıcın takdir yetkisi ile dengelenerek tamamlanması, bu yolla hakkaniyete ulaşılmasıdır. Bu bağlamda sebepsiz zenginleşmenin zenginleştirene güven duyması ve güven duymasını gerektiren konumu, olayın özellikleri, yargıcın hakkaniyeti uygun bir karar vermesi; gerektiğinde BK. M.43 ve 44 ten yararlanmasıdır. Somut olayda davacı bir Devlet Kurumu, davalı işçidir. Kurumca davacı işçiye yasaya dayanılarak fazla ödemede bulunulmuştur. Davacı kurumun davacı işçiye göre sahip olduğu hesaplamaya ilişkin üstün donanımı ve ödeme miktarının belirlenmesinde uzmanlığı tartışılmazdır. İşçi iyi niyetlidir. Taraflar arasında ekonomik ve sosyal açıdan büyük bir fark vardır. O halde somut olayın özelliği itibarıyla alacaklının zarara katlanması gerekir. Yargıtay İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 27.01.1973 gün 6/2 sayılı kararı ve Danıştay Büyük Genel Kurulu’nun 22.12.1973 gün 8/4 sayılı kararı içerik olarak yukarıda varılan sonucu desteklemektedir. SONUÇ Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle ONANMASINA, 23.10.2009 gününde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Dava, 4046 Sayılı Yasa’nın 21.maddesinin 4.fıkrası hükmü uyarınca davalıya fazla ödenen iş kaybı tazminatının geri alınması istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının ödemeye yönelik herhangi bir beyan ve talebinin (dahilinin) olmadığı, davacının kazanılmış hakkının bulunduğu, sebepsiz zenginleşmediği gerekçesi ile davanın reddine ilişkin kararı sayın çoğunluk tarafından da benimsenmiş ise de bu sonuca aşağıda açıklanan gerekçelerle iştirak edilmemiştir. Bilindiği üzere, 4046 sayılı Özelleştirme Yasası’nın 21.maddesinde düzenlenen “iş kaybı tazminatı” özelleştirilen kuruluşlarda sözleşmesi feshedilen işçilerin işlerini kaybından kaynaklanan maddi zararın giderilmesini amaçlayan bir tazminat olup, bu düzenleme ile sözleşmesi feshedilenlerle ( işlerini kaybedenlerlE. idare arasında özel hukuktakinden farklı olarak tek yanlı bir borç ilişkisi doğmaktadır. Yasa koyucu anılan borcun ifası ile ilgili işlemlerin davacı kurum aracılığı ile yürütüleceğini belirtmiş ve kurumu gerekli işlemleri yapmaya yetkili, görevli ve sorumlu kılmıştır. Kurumun borcun ifasındaki görev ve sorumluluğunun yasanın belirlediği miktarla sınırlı olacağı kuşkusuzdur. Yasada öngörülen miktarı aşan ödeme işlemi ise aşılan miktar itibarı ile yasaya dayanmadığından yok hükmünde olup yok hükmünde olan işlemde iptal yönünden bir süre söz konusu olamayacağından miktar fazlasının haksız zenginleşme durumu oluşturacağı açıktır. Haksız zenginleşenin herhangi bir dâhilinin bulunmaması hali iade yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu durum sadece iadenin kapsam ve miktarının belirlenmesinde etkili olur. Açıklanan nedenlerle, somut olayda, davacı kurumun yasal çerçevede ödemekle yükümlü olduğu iş kaybı tazminatının miktar belirlenip buna göre fazla ödeme olup olmadığı varsa miktarının tesbit edilmesi, bundan sonra idarenin ödemelerin usul ve esaslarını bağlı işlemle düzenlenmeden gerçekleştirdiği dikkate alınarak BK.43 ve 44 maddeleri uyarınca bir değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi icap etmektedir. Tüm bu yönler nazara alınmadan oluşturulan hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan onama kararına katılamıyorum. R.B. Üye