BURADASINIZ : İstanbul Avukat > Boşanma Davaları > Eşin Rızası Olmadan İpotek

Eşin Rızası Olmadan Verilen İpotek

 

 

ÖZET : Taşınmazın tapu kaydında “aile konutu” şerhi olmadığına göre, eşin rızası alınmadan kurulan ipoteğin geçerli olduğu kabul edilmelidir.

Y.2.HD E : 2010 / 21566 K : 2011 / 11368 T : 04.07.2011

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, SONUÇ Yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 73.90 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 04.07.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY : Türk Medeni Kanunu`nun 194. maddesi aile konutu üzerinde hak sahibi olan eşi tasarruflarını diğer eşin açık rızasına bağlamıştır. Amaç, aile konutunu ve bu konutla ilgili hakları koruma altına almaktır. Açık rıza alınmadan hak sahibi olan eşin tasarrufu veya konut üzerindeki hakları sınırlandırıcı işlemi, rızası gereken eş bakımından bağlayıcı değildir. Kanun “açık rızadan” sözettiğine göre, örtülü (zımni) rıza veya işleme onay verildiği delalet eden bir takım davranışlardan çıkartılan rıza işleme geçerlilik kazandırmaz. Dava konusu taşınmaz 163 m 2 olup, tapuda “ev ve arsa” vasfıyla kayıtlıdır. “aile konutu” olarak özgülendiği hususu tartışmasızdır. Hak sahibi olan koca, bu taşınmaz üzerine, eşinin açık rızası alınmaksızın, dava dışı S…Tekstil Ltd. Şti.nin ve N.S.`un kredi borcunun teminatı olmak üzere diğer davalı banka lehine 20.05.2005 tarihinde ipotek tesis ettirmiştir. (TMK. M.194/1) Bu işlemden önce taşınmazın tapu kütüğünde aile konutu olduğuna ilişkin bir şerh bulunmadığına göre, davalı Bankanın kazanımı iyiniyetli olması halinde korunabilir. (TMK.m.1023) Kanunun iyi niyete hukuki sonuç bağladığı durumlarda da aslolan iyi niyetin varlığıdır. Ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz. (TMK. M.3) Davalı banka, tacirdir. Her tacir ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. (TTK. M.20/2) Basiretli hareket etme yükümlülüğü, teminat olarak gösterilen taşınmazın fiili ve hukuki durumunu bilmeyi de gerektirir. Banka buna uygun hareket etmemişse, özen yükümlülüğünü yerine getirmemiş demektir. Bu nedenle davalı Bankanın iyi niyet iddiası dinlenmez. Öyleyse davacının açık rızası alınmadan tesis edilen ipoteğin kaldırılmasına karar verilmelidir. Bu sebeple değerli çoğunluğun onama görüşüne iştirak etmiyorum.