BURADASINIZ : İstanbul Avukat > Trafik Kazası Tazminat Sigorta > Kasko - Rehinli Araç

 Kasko Sigortası - Rehinli Araç


Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, sigorta poliçesinde ve araç tescil belgesinde dain ve mürtehin olarak bir banka görünmektedir. Bu durumda dain ve mürtehin sıfatı bulunan bankanın davanın açılmasına muvafakati olup olmadığı araştırılmalı muvafakat sağlanırsa davaya devam edilmelidir. Aksi takdirde aktif husumet yönünden dava reddedilmelidir.

 

Y.HGK E : 2010 / 17 - 307 K : 2010 / 357 T : 30.06.2010

“…Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıya kasko sigortalı olan müvekkiline ait aracın park edildiği yerden çalındığını, başvuruya rağmen davalı sigorta şirketince sigorta bedelinin ödenmediğini, 35.000.00 YTL tazminatın ferileriyle birlikte tahsili için başlatılan ilamsız icra takibinin, davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptaline ve %40 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, icra takibinden önce müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, haklı olarak takibe itiraz ettiklerini, işlemiş faiz ve icra inkâr tazminatı istenemeyeceğini bildirerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile davalının takibe vaki itirazının 31.700.00 YTL asıl alacak ve 7.781.46 YTL işlemiş faiz yönünden iptali ile takibin devamına, fazla istemin ve icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. TTK`nın 1269. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı Yasanın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanun`un 879. maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatinin alınması gerekmektedir

 

Sigorta poliçesinde ve araç tescil belgesinde dain-mürtehin olarak dava dışı Akbank T.A.Ş. Kayseri Şubesi`nin gösterildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; dain ve mürtehin sıfatı olan bankanın davanın açılmasına muvafakati olup olmadığı araştırılmalı, bankanın muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek dava sonuçlandırılmalı, aksi halde; davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2- Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA; (2) no.lu bentte açıklanan nedenlere, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına…” Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

 

SONUÇ : Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA; (2) no.lu bentte açıklanan nedenlere, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına…”) Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ EDEN: Davalı vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminatın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemenin, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuştur. Yerel Mahkeme, “Sigorta poliçesinde dain ve mürtehin hakkı bulunan dava dışı bankanın, sigorta bedelinin davacıya ödenmesine yönelik olarak açılan davaya muvafakatinin bulunduğuna dair belgenin davacı vekilince bozma öncesi dosyaya sunulduğu, Yargıtay bozma ilamında açılan davaya muvafakatin usulüne uygun olmadığını veya yetersiz olduğunu belirtmediği, muvafakatin alınmasına ilişkin araştırmaya yönelik bozma yapıldığı, muvafakatin bozma öncesinde alındığı” gerekçesi ile direnme kararı vermiştir. Hükmü temyize, davalı vekili getirmiştir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu`nun önüne gelen uyuşmazlık; rehin hakkı sahibi dava dışı bankanın, açılan davaya muvafakatinin alınması yönünde araştırma yapılması gerekip gerekmediği, noktasındadır.

Dosya kapsamına göre, yerel mahkeme, sigorta poliçesine konu aracın dava dışı bankaya rehinli olması nedeniyle poliçede dain ve mürtehinin, Türk Ticaret Kanunu`nun 1273. maddesi gereğince tazminat talebiyle açılan davaya muvafakati olup olmadığına dair yazısını sunması için 16.07.2008 tarihindeki oturumda süre verilmesi üzerine, bir sonraki oturumda davacı vekilince dain ve mürtehin sıfatı olan dava dışı bankadan alınan muvafakat belgesinin dosyaya sunulduğu oturum tutanağının içeriğinden anlaşılmaktadır. Şu durumda, Yüksek Özel Daire`nin dava dışı rehin hakkı sahibi bankanın açılan davaya muvafakatinin alınması yönünde araştırmaya yönelik bozmasına karşı, yerel mahkemenin direnmesi usul ve yasaya uygundur. Ne var ki, rehin hakkı sahibi dava dışı bankadan alınan muvafakatin usulüne uygun olup olmadığı hususu ile işin esasına ilişkin diğer temyiz itirazları incelenmediğinden, bu yönde inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.

 

SONUÇ :  Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme uygun bulunduğundan, işin esasının incelenmesi için dosyanın 17. HUKUK DAİRESİ`NE GÖNDERİLMESİNE, 30.06.2010 gününde oyçokluğu ile karar verildi.