BURADASINIZ : İstanbul Avukat > Boşanma Davası Yargıtay Kararları > Tanıma Tenfiz Zamanaşımı

 T.C.

YARGITAY

4. Hukuk Dairesi

 

E:2003/10163

K:2004/1408

T:13.02.2004

 

2675 s. Yasa m. 7,25

 

      Davacı Naci Çelik vekili Avukat Mustafa Turan tarafından, davalı İsmet Çelikçi aleyhine 5/8/2002 gününde verilen dilekçe ile Alman Mahkemelerince verilen tazminat kararının tanınması ve tenfizinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; süre yönünden davanın reddine dair verilen 17/6/2003 günlü kararın Yargıtay`ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

      KARAR : Dava, haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesi amacı ile açılan dava sonucunda Münsher Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın tenfizine ilişkindir. Mahkemece zamanaşımı nedeni ile istemin reddine karar verilmiştir. Kararı davacı temyiz etmiştir.

      Somut olay itibariyle taraflar Almanya`da ikamet etmekte olup Türk vatandaşıdırlar. Davalının davacıyı bıçakla yaralaması nedeni ile davacının Alman Mahkemelerinde açtığı tazminat davası kabul edilerek, 15.06.1998 tarihinde kesinleşmesine rağmen, davalının Almanya`da mal varlığı bulunamadığından bugüne kadar infaz edilememiştir. Davacı yabancı mahkeme kararının tenfizi yolu ile söz konusu kararı Türkiye`de infaz etmek istemektedir. Türk Hukukunda İİK.nun 39. maddesi uyarınca ilamların infazı için gereken zamanaşımı süresi 10 yıldır. Olayımızda dava tarihi itibari ile 10 yıllık zamanaşımı suresi geçmiş ise de, sorun yabancı mahkeme kararına bu maddenin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda toplanmaktadır. Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye`de tenfiz edilebilmesi için MÖHUK.nun 38. maddesinde sayılan belirli koşulların bulunması gerekir. Bu koşullardan biride 'hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması' koşuludur. Türk Hukuk sisteminde 'zamanaşımı' müessesesi yargıç tarafından resen gözönünde bulundurulamadığı için kamu düzenine dâhil değildir. Bu nedenle somut olaya uygulanması gereken hukuk sistemi belirlenmeden, kamu düzenine ilişkin bulunmayan Türk Hukuk Sistemi`ndeki zamanaşımı suresinin olaya uygulanması doğru değildir.

      Davacı tarafından tenfizi istenen karar haksız eylemden kaynaklanmış olup bir tazminat davasına ilişkindir. Karar Alman mahkemelerince verilmiştir. 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Yasanın 25. maddesinde haksız eylemden doğan borçlarda haksız eylemin işlendiği yer hukukunun uygulanacağı, aynı yasanın 7. maddesinde zamanaşımının hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuk kurallarına tabi bulunduğu düzenleme altına alınmıştır.

      Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler itibarı ile kararın verildiği ve işin esasının tabi olduğu Almanya`daki hukuki düzenlemedeki zamanaşımı süresinin uygulanması öngörüldüğünden; mahkemece, zamanaşımı konusunda o yer hukukundaki düzenleme belirlenerek buna göre karar verilmesi gerekirken zamanaşımı nedeniyle davanın reddi doğru değildir.

      SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13.2.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.