BURADASINIZ : İstanbul Avukat > Diğer Yargıtay Kararları > Gayrimenkul Tellallığı

 GAYRİMENKUL TELLALLIĞI • YASADAN DOĞAN ŞEKİL KOŞULU

 

ÖZET: Gayrimenkul tellallığı sözleşmesi yazılı olarak yapılmalıdır. Bu husus yasadan doğan mutlak bir şekil ve geçerlilik koşuludur. “Emlak görme belgesi” başlığıyla düzenlenen sözleşmenin geçerli bir gayrimenkul tellallığı sözleşmesi olduğundan söz edilemez.

 

Y.3.HD. E: 2010/12894 K: 2010/16291 T: 12.10.2010

 

Davacı vekili dava dilekçesinde, emlak komisyonculuğu yapan davacının davalıya ev gösterdiğini, davalının davacıyı devre dışı bırakarak mal sahibi ile anlaşıp evi katın aldığını, komisyon bedeli olarak taşınmaz bedelinin % 6’sı 6.000 TL’nin ödenmesi için icra takibi başlatıldığını belirterek takibe vaki itirazın iptalini talep etmiştir.

 

Mahkemece, davalının satın aldığı eviçin davacının aracılık ettiğini, 67.000 TL satış bedelinin % 6’sı 4.020 TL’den BK, 161/son maddesi gereğince indirim yapılarak 3.000 TL için itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının tahsline karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.

BK’nın md. 404/3’e uyarınca “gayrimenkul tellallığı sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça geçerlik kazanmaz” hakmünde yer alan şekil koşulu geçerlilik şartıdır. Şekil, sözleşmenin geçerlilik şartı olarak öngörüldüğü takdirde yazılı sözleşmenin tellallık sözleşmesinin unsurlarını kapsaması gerekir. Taraflar arasında düzenlenen belge ise “emlak görme belgesi” başlığını taşımakta, sözleşme metninde ise yalnızca söz konusu taşınmazın gösterildiğinden ve ceza koşulundan söz edilmektedir. BK’nın 404/ilk hükmüne göre tellal ücret karşılığında bir aktin icrasına aracılık etmeyi üstlenir. Bu unsurları içermeyen “emlak gösterme belgesi” olarak düzenlenen yazılı belge tellatlık sözleşmesi olarak geçerli sayılamaz. Bu itibarla taraflar arasındaki hukuki ilişki tellallık sözleşmesi olarak nitelendirilemez. O nedenle davanın, reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’un 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.