BURADASINIZ : İstanbul Avukat > Boşanma Davası Yargıtay Kararları > Yoksulluk Nafakası -Evli Gibi

 FİİLEN EVLİYMİŞ GİBİ YAŞAMA 
• 
YOKSULLUK NAFAKASININ İPTALİ 
ÖZET: Evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşayan kadının 
boşandığı eşinden aldığı yoksulluk nafakası kaldırılır.
[1]
Y.HGK E: 2010/3-634 K: 2010/677 T: 22.12.2010 
(“…Dava dilekçesinde; tarafların 2005 yılında boşandıkları, davalı lehine 
yoksulluk, müşterek çocuk lehine ise iştirak nafakasına hükmedildiği, oysa ki 
müşterek çocuğun 18 yaşını doldurduğu davalı eski eşin ise imam nikahı kıydırarak 
başka bi şahısla birlikte yaşadığı ileri sürülerek yoksulluk ve iştirak nafakalarının 
kaldırılmasına karar verilmesi istenilmiştir. 
Mahkemece; tanık beyanlarının görgüye dayalı olmadığı, delil olarak sunulan 
fotoğrfaların ise ne amaçla çekildiğinin anlaşılmadığı, davalı kadını yoksulluktan 
kurtaracak bir gelirinin de bulunmadığı gerekçesiyle yoksulluk nafakasının 
kaldırılması isteminin reddine, iştirak nafakasının kaldırılması isteminin ise 
kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 
Her ne kadar temyiz isteminin duruşmalı olarak incelenmesi talep edilmiş ise 
[1]  Gönderen Av.Talih UYAR
Yargıtay Kararları 281de, davanın niteliği gereğince istemin reddi gerekmiştir. Türk Medeni Kanununun 
176/3.maddesinde, yararına yoksulluk nafakası takdir edilen kadının evlenme 
olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması halinde mahkeme kararı ile nafakanın 
kaldırılacağı öngörülmüştür. 
Somut olayda; davalının ablası ve yeğeni olan şahıslar davacı tanığı sıfatıyla 
dinlenilmiş, bizzat davalının hoca nikahıyla evlendiğini kendilerine söylediğini, 
hatta zaman zaman davalının bu kişi işe görüşmek için Antalya’ya gittiğini, o 
kişininde davalının yaşadığı yere geldiğini ve para gönderdiğini beyan etmişlerdir. 
Davalının oğluda; annesinin imam nikahlı evli olduğunu söylediğini, Antalya’ya 
gittiklerinde de kendilerinin yanında bu adamla görüştüğünü beyan etmiştir. 
Bunlar dışında davacı tarafından davalının birlikte yaşadığı ileri sürülen şahısla 
çektirdiği bir kısım fotoğraflar da delil olarak dosyaya sunulmuştur. Bir kısmı 
ev ortamında bir kımıs ise stüdyoda çekildiği anlaşılan fotoğraflarda davalı ile 
imam nikahı kıydırdığı iddia edilen şahıs arasındaki yakınlık davacı tanıklarının 
beyanları doğrular niteliktedir. Kaldı ki, tanık beyanlarının tümden duyuma 
dayalı olduğuda söylenemez. O halde; davacı tarafın dayandığı delillerle davasını 
ispat ettiği nazara alınıp yoksulluk nafakasınında kaldırılmasına karar verilmesi 
gerekirken delillerin hayatı değerlendirilerek istemin reddi doğru olmayıp, bozmayı 
gerektirmiştir…”) Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden 
yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı Vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk genel kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde 
temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği 
görüşüldü: 
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarıa, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, 
bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca 
da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda 
direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının 
Özel Dairenin bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı HUMK’un 429. 
maddesi gereğince  BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşlin harcının geri 
verilmesine, 22.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.