BURADASINIZ : ANASAYFA > Boşanma Davaları > Boşanma Avukatı

 


Boşanma Davalarıyla ilgili Bilgi Almak İçin  Ana Sayfayı Tıklayınız


BOŞANMA AVUKATI VAR MI
ÜLKEMİZDE AVUKATLIKTA BRANŞLAŞMA

 

 

 

Henüz resmi bir branşlaşmanın olmadığı fiilyatta da bu durumun pek gözlemlenmediği avukatlık mesleğinde, siz ne avukatısınız gibi sorularla sık karşılaşmaktayız.

Filmlerde seyrettiğimiz gibi “ boşanma avukatı ” gerçekten de var mıdır ya da Türkiye’ de var mıdır? Vatandaşların bu vb. sorularına çok rastlanıldığından bu konuda biraz bilgilendirme iyi olacaktır.

 

Ülkemizde avukat, boşanma avukatı, gayrımenkul avukatı, miras avukatı gibi sadece bir tek konuya bakar şekilde yetiştirilmemekte ve çeşitli sebeplerden bu kadar özele inen branşlaşmalar mümkün olamamaktadır. Kaldı ki bir avukatın kendisini boşanma avukatı ya da başka bir branşla tanımlaması da yasaktır. Ancak çalışmalarının yoğunluğu ya da ilgi duydukları alan olarak bir hukuk avukatı ve ceza avukatı ayırımı vardır denebilir. Boşanma, hukuk dediğimiz bölümün alt dalları içinde ki aile hukuku içinde yer alan sadece bir konudur. Cezayı ilgilendiren yani sonunda ceza verilebilen, suçla ilgili davalara ki genellikle ceza mahkemelerinde görülürler, bu davaları kapsayan hukuk ceza hukukudur.

 

Aslı avukat sayısı ve ekonomik sebeplere dayanan sebeplerden dolayı, ceza ve hukuk avukatı ayırımının dışında boşanma avukatı vs. ayırımlar yapılamamaktaysa da yine de boşanma davalarından iyi anlayan, boşanma davalarında yetenekli olan, boşanma davalarında tecrübeli olan avukattan bahsedilebilir. Ancak şunu bilmek gerekir ki bu avukat aynı zamanda icradan da çok iyi anlıyor olabilir, ticari davalardan da. Bu konularda dava alıyor olabilir ki büyük çoğunluk bu şekilde çalışmaktadır. Avrupa ya da A.B.D. den farkı ise orada sadece boşanma davalarına ya da ona konu itibariyle çok yakın davalara bakan avukatlar vardır. Bu gibi branşlaşmaların ülkemizde de olabilmesi için öncelikle tek konuda dava alarak ekonomik açıdan varlığını sürdürebilmesi gerekmektedir. Bunun için yapılması gerekenlerin başında da seviyesiz ve ihtiyacın çok ötesinde açılan hukuk fakültelerinin sayısının azaltılması gelmektedir. Yine fakülteden mezun olan herkesin avukat olamaması bunun ihtiyaç ve yeterlilik bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir. Sadece parası var diye hukuk fakültesine girilebilen ve sadece fakülteyi bitirmekle avukat olunabilen bir ülkede branşlaşma neredeyse mümkün değildir. Avukat sayısının çok olması ve kalitenin düşük olması bir de haksız rekabetin önlenmesi adı altında rekabeti ortadan kaldıran bir zihniyet nedeni ile reklamın da mümkün olmadığı bir ortamda vatandaşın avukatı tanıma ve seçme özgürlüğü de elinden alınmış olmaktadır. Kendisinden hiçbir şekilde bahsedemeyen bahsetmesi yasak olan, örneğin ben şu davalara bakıyorum, şöyle davalar kazandım demesi bile yasak olan avukatı vatandaşın değerlendirmesi pek mümkün değildir. Ancak bir tanıdığın tavsiyesi ile bir avukat bulabilir ki tanıdık tavsiyesi de çoğu zaman doğru netice vermez. Buna birkaç sebep sayabiliriz. Örneğin Ahmet, kendi avukatının onu bir alacak davasında çok iyi savunduğunu gözeterek bir arkadaşına ceza davası için o avukatı büyük bir övgü ile tavsiye etmiş olabilir. Avukatın her iki konuda da iyi olması mümkün olduğu gibi olmaması da mümkündür. Diğer bir ihtimaldeyse Ahmet’ in davası zaten çok kolaydır ancak bunu Ahmet anlayamamaktadır hatta kazanabileceği daha fazla şey varken azını kazanmıştır. Bu nedenle edinilmiş olunan kanaat yanlış olabilir. Diğer bir ihtimal, Ahmet’ in davası kaybedilmiştir ancak bu davanın kaybedilmesi olayı avukat tarafından Ahmet’ in bir kusuruna bağlanmıştır ve kendisinin buna rağmen yine de avukatı sayesinde ucuz kurtulduğu şeklinde bir intiba uyandırılmıştır. İşin özünde, çok teknik bir konu olan avukatlığın ve karışık bir konu olan hukukun ve yasaların avukat olmayan bir vatandaş tarafından iyi değerlendirilmesinin neredeyse imkânsız olmasıdır. Yani bir avukatın iyi bir avukat olup olmadığını anlamak için avukat olmak bile etmeyecektir muhtemelen çok iyi avukat olmak gerekecektir Hatta çoğu zaman yaptığı işlerin incelenmesi gerekecektir ki bu da çok zor bir iştir. Avukat sayısının çok olması karşısında “ olsun iyi avukat her zaman belli olur, kötüsü elenir ” şeklinde bir mantık çok yanlıştır. Düşünün ki bir vatandaşın adliyelik bir olayı hayatında bir kere ya olur ya olmaz. Bir avukata gittiğini, avukatın yıllarca davasını sürdürdüğünü, sonunda kendi hatası nedeniyle kaybettiğini ve müvekkilin de ( avukat tutanın da ) davanın kaybedilmesinin sebebinin avukatı olduğunu anladığını ( bu çok zordur ) var saysak bile bu kişinin bir kere daha adliyelik bir işi olma ihtimali çok zordur. Olsa bile anlaşacağı yeni avukatın doğru avukat olduğunu anlayabilmesi için önceki avukat tutma işlemine göre fazla da bir artısı olamayacaktır. Netice olarak iyi bir fakülteden mezun olmuş, kendisini yetiştirmiş, avukatlık mesleğinde beceri ve yetenek sahibi bir avukat varken; aynı sokakta bulunan ve bu özelliklere sahip olmayan avukat işi almış olacaktır. Kötü, iş bilmeyen elenmiş olmayacak, iyi olan kazanmış olmayacaktır. Bu nedenle fakülteler nitelikli olmalı ve sayıca ihtiyaca göre belirlenmeli ayrıca hukuk okumanın yeterli olmadığı ayrı bir bilgi ve beceri de gerektiren bu mesleğe mutlaka sınavla girilebilmelidir. Sadece ihtiyaçtan fazla avukat olmasının önlenebilmesi için bile bu sınav şarttır. Ancak maalesef sınavla ilgili düzenlemeler uzun uğraş ve çabalar soncu getirilmişken bile bu mesleğin adayı olan stajyerler bu düzenlemenin iptalinde büyük rol oynamışlardır. Benim içine gireceğim, dâhil olacağım mesleğim kalite kazansın, mensuplarının şartları iyi olsun demek yerine ben sınava girme zahmetinden kurtulayım, yeterli sayıda avukat arasında avukat olmak umurumda değil, gereğinden fazla avukat arasında bir avukat da ben olayım demişlerdir. Devletin ise çoğu meslekte de olduğu gibi bu yönde bir kaygısı pek olamamıştır. Aksine oy toplamak için bir günde aniden hukuk fakülteleri ülkenin dört bir yanında açılmış ve adalete, hukuka ve avukatlık mesleğine büyük zarar verilmiştir. 1990 yılında üniversite sınavına giren bir adayın önünde 5 ya da en fazla 6 hukuk fakültesi varken bu sayı bugün özeller de dâhil 20 yi rahat rahat geçmiş bulunmaktadır. Maalesef birçok fakültede lise dersliğinden farksız derslikler bulunmakta ve hukuk öğrenimi bile almamış kişiler örneğin bankacılar, muhasebeciler ders vermektedirler.

 

Tüm bu anlattıklarımız karşısında Allah vatandaşı avukattan korusun demek çok da yanlış olmaz herhalde. Tabi ki bu durum birçok meslek için geçerlidir. Ustalarla işi olanlar, işini iyi yapan ve işine saygı duyan bir usta bulmanın ne kadar zor olduğunu bileceklerdir. Tabi kötü bir usta insanı en fazla parasından edebilir ama kötü bir avukat insanı canından bile edebilir.

 

Uzak akrabalarınızdan, yüklü miras kalması hali haricinde avukata ihtiyacınız olmaması dileğiyle…