BURADASINIZ : İstanbul Avukat > Boşanma Davaları > Medeni Kanun` a Göre Evlilik

Boşanma ile ilgili bazı yazılarımızın linkleri

Yurt dışında boşandınız ama Türkiye` de hala evlisiniz
bosanma davasi ile ilgili sık sorulan sorular ve cevapları
anlasmalı bosanma davaları- soru cevap
bosanma sebeplerine ornekler



Medeni Kanun`a Göre, 'Evliliğin Genel Hükümleri'

Yeni Türk Medeni Kanunu`nda, evlilik birliğinde eşit hak, eşit sorumluluk ve eşit paylaşım esastır. Eski Medeni Kanun`un 152. maddesinde yer alan 'Koca birliğin reisidir' hükmü, Yeni Medeni Kanun`da kaldırıldı. Peki ailede reis olmayınca, neler değişiyor?


BİA Haber Merkezi
20/12/2004    


BİA (İstanbul) - Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulur. Yeni Türk Medeni Kanunu`nda, evlilik birliğinde eşit hak, eşit sorumluluk ve eşit paylaşım, esastır.

Eşler, aile birliğinin mutluluğunu birlikte, uzlaşmayla sağlayacaklardır. Çocukların bakımına, eğitimine ve gözetimine beraberce özen göstereceklerdir. Çocukları doğrudan doğruya ilgilendiren konularda çocuğun yararına ve çocuğun fikrine de özen göstereceklerdir.

Eski Medeni Kanun`un (EMK) 152. maddesinde yer alan 'Koca birliğin reisidir' hükmü, Yeni Türk Medeni Kanunu`nda (YTMK) kaldırılmıştır. Aile reis olmayınca, neler değişiyor? Aşağıda özetle inceleyeceğiz.

1. Artık eşler oturacakları konutu birlikte seçecekler

Türkiye`nin de taraf olduğu Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi`nde, kadının oturacağı evi, (yani, yasal yerleşim yerini) seçme konusunda erkekle eşit hakları sahip olduğu kabul edilmiştir. YTMK`da 'Ailenin reisi erkektir' hükmü kaldırılmıştır; artık kadın ve erkek oturacakları evi birlikte seçeceklerdir. Hangi semtte, hangi kalitede evde oturacaklarına birlikte karar verecekler.

2. Aile birliğini eşlerberaber (birlikte) yönetecekler

Yine yukarıda açıkladığımız gibi, erkeğin aile reisi olması hükmü kaldırıldığı için ailede kadın ve erkek, yani eşlereşit durumda oluyorlar. Bunun sonucu olarak da birliğin yönetiminde eşlere eşit söz hakkı tanınmıştır. YTMK, eşlerin evlilik birliğini beraber yönetmelerini kabul etmiştir.

Bu birlikte yönetim uygulamada nasıl olacak?

Gerek şeriat hukukunda ve gerekse EMK`da ailenin reisi koca idi. Koca emirleri veren, kadın ise emirleri uygulayan durumundaydı. Koca birincil, kadın ikincil kişiler olarak kabul ediliyordu. Kadın ve çocukların istek, görüş ve deneyimlerinin kabulüne dair EMK`da bir hüküm yoktu. Dikey (hiyerarşik) güç kocada idi. O ne isterse, neye karar verirse aile birliğinde o yapılırdı.

Dikey güç, yatay güç haline nasıl gelecek? Aile bireyleri arasında işbirliğine nasıl dönüşecek? Bu sorulara verilecek tek cevap eşlerin, aile bireylerinin birlikte yönetiminde uzlaşma yolunu seçmeleridir. Uzlaşma, eşler arasında anlaşma ve huzuru getirecektir.Aileyi ilgilendiren kararlarda eşlerin ve çocukların görüş, düşünce ve önerilerinin alınması, aile bireylerinin yönetime katılmasını sağlayacaktır. Böylece toplumun en küçük birimi olan ailede demokrasi kuralları yerleşecektir. Demokratik ortamda yetişen çocukların güven duyguları gelişecektir.Kendisine güvenen gençler özel veya kamusal alanda görevlerini yaparken, yaşayarak öğrendikleri demokrasi kurallarına uyacaklardır. Böylece bazı devlet yöneticilerinin 'Verdimse ben verdim' veya 'Anayasayı bir kere delmekle ne çıkar' cümlelerinde yansıyan antidemokratik zihniyet ortadan kalkacaktır. Aileye, özel ve kamusal alana demokrasi yerleşecektir.

3. Eşler aile birliğinin giderlerine katılacaklar

Kadın erkek eşitliğinin ailede tam uygulanması sonucu, hakta eşitliğin yanı sıra sorumlulukta da eşitlik olacaktır. Bundan sonra kadınlar da ailenin giderlerinden sorumlu olacaklardır. Kadınlar ailenin giderlerine hangi ölçüde katılacaklar? Sorumluluklarının ölçüsü nedir? Bu soruların cevabı YTMK`da verilmiştir.

YTMK 186. maddeye göre, eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılacaklardır. Demek ki, aile birliğinin giderlerine katılma ölçüsü olarak kadın veya erkeğin gücüne bakılacaktır. Gücü fazla olan sorumluluğu daha çok paylaşacaktır. Ayrıca sorumluluğa katılma emek, para veya malvarlığı şeklinde olacaktır.

Aile birliğine her bir eşin ne kadar katkıda bulunacağı konusunda anlaşmazlık çıkması halinde, taraflar mahkemeye başvurabilirler. Buna göre, medeni kanunda kadınlar için yapılan en önemli değişiklik, kadının emeğinin maddi katkı olarak değerlendirilmesidir.

Bir meslek veya sanatı olmayan kadın, hayatının her döneminde ev işi yaptığı halde karşılığında hiçbir maddi değer alamıyordu. Bundan sonra ev işi de bir meslek oluyor. Bu işleri yapmanın karşılığı da maddi bir değer olarak kabul ediliyor. Bu, ev kadınları yönünden önemli bir gelişmedir. EMK`da ise, boğaz tokluğu karşılığı, ailenin ev işlerini yapmak kadının görevi olarak kabul ediliyordu. Parasal hiçbir değeri yoktu. Toplum da ev işlerini, çocukların bakımını kadının görevi olarak kabul etmiştir. Ama, YTMK`ya göre, eşitlik kuralı gereği ev işlerini ve çocukların bakımını da eşler  beraber yapacaklardır.

Konutun seçimi, birliğin yönetimi, giderlere katılmada eşlerin anlaşmaları esastır. Bu konulardan herhangi birinde çatışma olması halinde, eşler uzlaşma yolunu deneyeceklerdir. Aksi taktirde anlaşmazlık mahkeme kararıyla çözülecektir.

4. Kadının soyadı

Kadın evlenme ile kocasının soyadını alır.

Ama kadın isterse, evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus memuruna bir dilekçeyle başvurarak önceki soyadını da kocasının soyadı önünde kullanabilir. (YTMK 187. madde)

Eğer kadın daha önce iki soyadı kullanıyorsa, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir.

Örnek:

Feride`nin kızlık soyadı Tan`dır. Feride Tan daha sonra, Ahmet Gül ile evleniyor. Evlendirme memuruna başvururken kızlık soyadını kullanmak istediğini belirtiyor. Feride`nin bu istemine uygun olarak aile cüzdanında ve kimlik belgesinde soyadı, Feride Tan Gül olarak yazılacaktır. Feride daha sonra boşanır. Boşanmadan sonra da isterse bu iki soyadını birlikte taşıyabilir.

Feride daha sonra Ali Gök`le evlenir. Bu halde soyadı nasıl olacak? Feride evlenmeden önce iki soyadı taşıyordu. 'Tan - Gül'. Feride, halen Ali Gök`le evli olduğundan, öncelikle 'Gök' soyadını alacaktır. Bunun önüne kızlık soyadını, yani 'Tan'ı alacaktır. Yani Feride, kimliğinde 'Feride Tan Gök' adlarını taşıyacaktır.

Feride isterse, boşandığı kocasının soyadını da ikinci evliliğinde kullanabilir. Bu halde, Feride Gül Gök olarak kimlik belgesi de alabilir.
5. Aile birliğinin temsili

Eşlerden her biri, (kadın veya erkek) ortak yaşamın devamı süresince ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temin eder. (YTMK 188. madde)

Ailenin sürekli ihtiyaçları (gereksinimleri) için her iki eş de ayrı ayrı aileyi temsil edeceklerdir. Peki, aile birliğinin sürekli ihtiyaçları (gereksinimleri) nelerdir? Eskilerin ifadesiyle, bir eve gerekli olan gaz, tuz, et, ekmek ve gazete vs. gibi zaruri ihtiyaçların karşılanmasında, her iki eş ayrı ayrı aileyi temsil edeceklerdir.

Ailenin sürekli olmayan ihtiyaçlarında, eşlerin tek başlarına evlilik birliğini temsil yetkileri yoktur. Ailenin evlilik sürecinde uzun fasılalarla alınan, önemli ve ekonomik değeri büyük ihtiyaçların giderilmesinde eşler birbirlerini yani aile birliğini temsil edemezler. Bu gibi hallerde, bir eşin aile birliğini temsil edebilmesi için diğer eşin izin vermesi veya hakimden izin alınması gerekir.

İstisnai hallerde bir eşin tek başına aileyi temsil edebilmesi mümkündür.Bunun için aile birliğinin yararı bakımından gecikmede sakınca bulunması ve diğer eş hasta veya başka bir yerde olduğu için rızasının alınamıyor olması gerekir. Aksi taktirde eşlerden biri tek başına aileyi temsil edemez.

EMK`ya göre, aile birliğini tek başına koca temsil ederdi.

Örnek:

Serap ile Mehmet evlidirler. Serap`ın hiçbir yan geliri yoktur. Serap evin ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla veresiye olarak kasaptan et, bakkaldan ekmek, tuz, kırtasiyeciden kalem, defter alır. Mehmet de yine evin ihtiyaçlarını gidermek için manavdan meyve ve sebze, bayiden tüp gazı veresiye alır. Her iki eş de ayrı ayrı alışveriş yaptıkları halde her ikisi de bu işlemlerde aile birliğini tek başlarına temsil etmişlerdir.

Eğer eşlerden biri evin günlük ihtiyacından sayılmayan, ama aile birliğinin kullanacağı bir ihtiyaç için alışveriş yapsaydı, ne olurdu?

Örnek:

Mehmet 5 milyar lira değerinde lüks bir televizyon satın alır. Bu alışverişte Mehmet`in aile birliğini temsil yetkisi yoktur. Sadece kendisini temsil yetkisi vardır. Bu borcu Mehmet ödemek zorundadır.

Temsil yetkisi neden önemlidir?
Sorumluluk yönünden önemlidir.

Aile birliğinin günlük gereksinimlerini karşılamak için, her bir eşin yaptığı alışverişte, diğer eş de müteselsilen (birlikte) sorumlu olur. Yukarıdaki örnekte Serap`ın veresiye olarak aldığı et, ekmek, tuz, defter ve kalemin parasının ödenmesinden Mehmet de sorumludur. Ayrıca Mehmet`in veresiye olarak aldığı sebze, meyve ve tüp gazın parasının ödenmesinden, hiçbir geliri olmadığı halde Serap da sorumludur. (Serap`ın hiçbir geliri veya malı olmadığı halde borçtan birlikte sorumlu olacak, ama fiilen borcu ödeyemeyecektir.)

Mehmet`in yine ailenin ihtiyacı için 5 milyara lüks televizyon satın alması durumunda, eğer Serap bu konuda eşine yazılı izin vermiş ise, televizyon borcundan sorumludur. Aksi taktirde televizyonu tüm aile seyredecektir, ama parasını ödeme sorumluluğu sadece Mehmet`e ait olacaktır. (Bu örnekte, Mehmet`in kişisel sorumluluğu vardır.)

Eşlerden biri aile birliğini iyi temsil etmeyebilir. Yine eşlerden biri kanunun kendisine verdiği temsil yetkisini aşabilir veya bu yetkiyi kötü ya da yanlış kullanabilir. Bu durumda temsilden zarara uğramak istemeyen eş, diğer eşin temsil yetkisini kaldırması veya sınırlaması için hakime başvurabilir. Hakim bu istem üzerine olayı inceler. Haklı bulması halinde diğer eşin aile birliğini temsil yetkisini kısıtlar veya tamamen kaldırabilir.

Böyle bir kararı alan eş, isterse bu kararı üçüncü kişilere, kişisel olarak bildirebilir. Ama kişisel duyuruyu herkes öğrenmeyebilir. İyi niyetli insanlar böyle bir karardan haberleri olmadığını beyan edebilirler. İşte bu gibi durumların önlenmesi, yani iyi niyetli üçüncü kişilere karşı sonuç doğurabilmesi için, hakimden alınan temsil yetkisini sınırlayan veya kaldıran kararın, yine hakim kararıyla ilan edilmesi gerekir.

Temsil yetkisinin kaldırılmasına veya sınırlanmasına ilişkin karar, koşullar değiştiğinde, eşlerden birinin istemi üzerine hakim tarafından değiştirilebilir. İlk karar ilan edilmiş ise değişiklik karanının da ilan edilmesi gerekir.

EMK`da bu hükümler sadece kadın eş için vardı. YTMK`da da kadın erkek eşitliği gereği bu hükümler hem kadın hem de erkek için uygulanacaktır.

6. Eşlerin meslek ve iş seçimi

Eşlerden her biri diğer eşten izin almadan istediği iş veya mesleği seçmekte ve çalışmakta serbesttir. (YTMK 192. madde)

Ancak, kanun meslek ve iş seçiminde ve bunların yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur ve yararının göz önünde tutulmasını öngörmüştür.

Türkiye`nin de imzalamış bulunduğu Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi`nde kadınların serbestçe çalışma ve meslek edinme özgürlüğüne sahip olduğu kabul edilmiştir. Eşitlik prensibi gereği meslek ve iş seçiminde kadın ve erkek ayrımı yapılmamış, her iki eşin de izin almayacağı belirtilmiştir.

Örnek:

Eşlerden herhangi biri diğer eşten izin almadan sahip olduğu diplomasına ve çalışma iznine göre her türlü işte çalışabilir. Öğretmen, hemşire, doktor, mühendis, avukat, sekreter gibi... Eşlerden biri diğer eşten izin almadan, geçimini sağlayabilmek için esnaf veya ticaret kavramı kapsamında her işi yapabilir. Bir başkasına bağımlı olarak çalışabilir.

Kanun eşlerin işte çalışma konusunda, sadece bir sınır getiriyor: Evlilik birliğinin huzur ve yararı bozulmayacaktır. Huzur ve yarar kavramı her aile için farklı olabilir. Bir aile için gece mesaisi huzuru bozabilir, diğer aile için normal sayılabilir. Mesleği kaptan olan ve altı ay - dokuz ay gibi uzun sefere çıkan bir eşin işi, bazı aileler için huzur bozan bir meslek olabilir, diğer aile için olmayabilir. Anadolu`da kocası gurbete giden ve yıllarca dönmeyen kocasının işi o ailede huzursuzluk kaynağı olabilir. Bazı ailelerde de, eşin gece bar ve benzeri yerlerde çalışması huzursuzluk kaynağı olarak yorumlanmayabilir. Eşler evlenirken veya evlenmeden sonra böyle bir fiili durumda ya uzlaşacaklar ya da bu çalışmadan gelen gelirden feragat edeceklerdir.

7. Eşlerin hukuki işlemleri

Kanunda yasaklayıcı bir hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir. (YTMK 193. madde)

Eşler arasında  eşitlik kabul edildiğinden;

1. Bundan sonra kadın,
hukuki işlemler için sulh hakiminden izin almayacaktır.

2. Karı-koca  arasındaki cebri icra yasağı kaldırılmıştır.

YTMK`nın 193. maddesine göre, eşler de birbirlerine karşı borçlarını ifa edecek (ödeyecek), aksi halde sonuçlarına katlanacaklardır. Evlilik birliğinde eşler birbirlerinden borç para almışlarsa, bu borcu öngörülen sürede ödeyeceklerdir. Aksi taktirde alacaklı olan eş, borçlu eş aleyhine dava açabilir,icra takibi yapabilir.

EMK`nın 169. maddesine göre, karı-koca arasında yapılacak hukuki muameleler Sulh Hakimi tarafından izin verilmezse, geçerli değildir.

Karı-koca arasında herhangi bir borçtan dolayı cebri icra yapılamazdı. Cebri icra ancak boşanmadan sonra yapılabilirdi.

Örnek:

Ayla ile Semih 15 yıllık evlidirler.Ayla`nın üzerinde tapulu bir arsa vardır.

Ayla, YTMK`ya göre hakimden izin almadan tapuya gidip arsasını, kocasının borcu için üçüncü bir şahsa ipotek yapabilir. Kocasının lehine kefil olabilir. Hatta müşterek borçlu olarak imza atıp borç altına da girebilir. Eski Medeni Kanun`a göre, bu işlemleri tek başına yapamazdı. Sulh hakiminden izin alması gerekirdi.

Örnek:

Evliliklerinin 10. yılında Semih Ayla`dan 1 milyar lira borç para alır. Ödemez. Yeni kanuna göre Ayla, Semih aleyhine dava açabilir, icra takibi yapabilir.Semih borcu ödemezse mal varlığına haciz işlemi uygulanır. Eski kanunda cebri icra yasağı vardı. Evlenme devam ettiği sürece eşler birbirlerinin aleyhine icra takibi yapamazlardı.

YTMK`nın 193. maddesi, karı-koca  arasında hukuki muamelelerde kadını koruyan hükmü kaldırmıştır. Kadınların, bundan sonra yapacakları her hukuki muamelede özellikle kocalarıyla veya kocaları lehine yaptıkları hukuki işlemlerde daha dikkatli olmaları gerekecektir. Kadınların kendileriyle ilgili haklar konusunda bilgili olmaları, onların hakim tarafından korunmasından daha önemlidir. Bilgili kadın kendisini herkesten, hatta hakimin kararından bile daha iyi koruyacaktır.

8. Aile konutu

Aile konutu YTMK`nın getirdiği yeni bir kavramdır. Aile konutu, ailenin oturduğu evdir.Eşler, aile konutunda birlikte yaşamışlardır. Birlikte, acı tatlı günlerini geçirmişlerdir. Birçok anıları olmuştur. Bu sebeple ortak aile konutunun eşler  için maddi ve manevi olarak önemi, anlamı ve değeri oluşmuştur. Bunun için YTMK (194. madde) ailenin oturduğu konuta özel sınırlamalar getirmiştir.

Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemez.

Aile konutunun maliki bile olsa, bu kontu satamaz veya üzerindeki hakları sınırlayamaz.

Aile konutu olarak kabul edilen gayrı menkulün maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutun aile konutu olduğuna dair kayıt (şerh) koydurabilir.

Malik olmayan eş tapu kütüğüne kaydı nasıl koyduracak?

Malik olmayan eş önce yöneticiden veya kayıtlı bulundukları muhtarlıktan oturdukları evin ikametgah (aile konutu) olduğuna dair bir belge alacak, evlenme cüzdanıyla birlikte Tapu Sicil Müdürlüğü`ne müracaat edecektir. 'Bu gayrımenkul aile konutudur. Tapuya şerh verilmesini istiyorum' diyecektir. Tapu sicil müdürü gerekli işlemi yapacak ve şerhler hanesine 'Aile konutudur' diye kayıt yazacaktır.

Bu kaydın faydası şudur: Malik bu evi eşinin haberi olmadan satamaz, üzerine eşinin haberi olmadan mülkiyeti sınırlayan işlemler yapamaz. Örneğin, borcuna karşı ipotek işlemi yapamaz.

Aile konutu satılırsa ne olur?
Aile konutu, tapuda aile konutu şerhi olduğu halde satılırsa, bu satış geçersiz olur.

1. Rızası olmayan eşin YTMK`nın 194. maddesine göre açacağı tapu iptal ve tescil davası sonucunda, üçüncü şahıs üzerinde kayıtlı olan aile konutuyla ilgili tapu kaydı iptal edilecek ve aile konutu aileye geri dönecektir.

2. Yeni malik rızası olmayan eşten sonradan onay (icazet) alarak geçersiz olan aile konutu satışını geçerli hale getirebilecektir.

Aile konutu hakkında tapuda şerh konulmamış ve aile konutu üçüncü şahıslara satılmış ise;

1. Üçüncü şahıs satın aldığı meskenin aile konutu olduğunu bilerek almış ise, iyi niyetli olmadığından bu satış da geçersizdir. Diğer eş sonradan onay vermezse ve tapu iptal davası açarsa, üçüncü şahıs üzerinde bulunan tapu kaydı iptal edilecek ve aile konutu aileye geri dönecektir.

2. Üçüncü şahıs aile konutunu, aile konutu olduğunu bilmeden tapu kaydına güvenerek, iyi niyetle satın almış ise, bu satış geçerlidir. Diğer eşin önceden veya daha sonra onay vermesi önemli değildir. Bu sebeple aile konutlarının tapu kayıtlarında şerh olarak belirtilmesi çok önemlidir.

Eğer aile konutu eşlerden biri tarafından kiralama suretiyle sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana (mal sahibine) yapacağı bildirimle kendisini sözleşmenin tarafı haline getirebilir. Bundan sonra bildirimde bulunan eş de kira sözleşmesinde taraf olur. Kira sözleşmesinden (müteselsilen) birlikte sorumlu olur.

Eşlerden biri, haklı bir sebebe dayanmadan aile konutuyla ilgili gerekli rızayı vermezse, diğer eş hakime başvurarak gerekli rızayı hakimden isteyebilir. Hakim ileri sürülen sebebi haklı bulursa gerekli izni vererek aile konutu kira ise kira sözleşmesinin feshine, mülkiyet ise meskenin satışı için izin verebilir.

Örnek:

Neriman ve Hasan 10 yıllık evlidirler; Kadıköy`de kirada oturmaktadırlar. Evi Hasan kiralamış ve kira sözleşmesini de Hasan imzalamıştır. Neriman isterse, mal sahibine yazılı bir bildirimde bulunarak oturdukları evin aile konutu olduğunu bildirir. Bu şu demektir: Her ne kadar kira sözleşmesinde Neriman`ın imzası yoksa da, bu bildirimden sonra, imzası varmış gibi sözleşmede taraf olacaktır. Taraf olmak demek, Neriman`ın haberi olmadan kira sözleşmesinin feshedilmemesi demektir. Tabii ki Neriman`ın yazılı taraf olma bildiriminden sonra, kira sözleşmesinden kanun gereği, müteselsil (birlikte) sorumluluğu olacaktır.

Örneği değiştirelim. Hasan ile Neriman 10 yıllık evlidirler. Aile, Hasan`ın maliki olduğu Kadıköy`deki meskende oturmaktadır. YTMK`ya göre, bu oturulan ev 'Aile Konutu'dur. Neriman, kocasından şüphelenmektedir. Bir gün aniden aile konutunun satılmasından korkmaktadır. Neriman`ın satışı durdurması için, oturdukları evin 'Aile Konutu' olduğuna dair kaydı (şerhi) tapu kütüğüne işletmesi gerekmektedir. Bunun için, Neriman önce, bağlı olduğu muhtarlıktan o evde oturduğuna dair ikametgah senedini alır. Evlenme cüzdanıyla birlikte Tapu Sicil Müdürlüğü`ne dilekçeyle başvurur. 'Ben bu evde kocam Hasan ile birlikte oturuyorum. Tapu kütüğüne `Aile Konutu` olduğuna dair kaydın (şerhin) işlenmesini talep ediyorum' der. Tapu sicil müdürü gerekli incelemeyi yaparak, aile konutu kaydını şerhler hanesine işler. Artık Neriman`ın senelerdir oturduğu ev, 'Aile Konutu' olmuştur. Bu konut hiçbir zaman Neriman`ın haberi olmadan satılmayacak, ipotek edilmeyecektir.

Ama, üç-beş sene sonra ekonomik kriz sebebiyle Hasan, aile konutunu satıp daha küçük bir mesken almayı isteyebilir. Eşi Neriman büyük ve lüks semtteki meskenin satışına rıza göstermezse, Tapu Sicil Müdürü aile konutunun üçüncü kişiye satamayacaktır. Bu durumda, Hasan mahkemeye müracaat ederek ekonomik kriz sebebiyle işlerinin bozulduğunu, çocuğunun özel okul parasını ödeyemediğini, bu büyük daireyi satıp küçük bir mesken 'Aile Konutu' alıp bakiyeyle de çocuğunun eğitim masraflarını ödeyeceğini beyan edebilir. Hakim tarafları dinleyerek Neriman`ı kötü niyetli bulursa, 'Aile Konutu'nun satışına izin verebilir.

Benzer durum aile konutuyla ilgili kira sözleşmesinde de olabilir. Bu defa örneği değiştirelim. Hasan ailesiyle birlikte küçük bir evde kirada oturmaktadır. Zamanla Hasan`ın işleri gelişir, kazancı artar. Hasan daha lüks bir semtte ve daha büyük bir ev kiralamak ister. Eşi Neriman oturulan evin kira sözleşmesinin feshine izin vermez ise Hasan mahkemeye müracaat ederek haklı sebebin varlığını hakime anlatabilir ve aile konutuyla ilgili sözleşmenin feshi iznini hükmen alabilir.

1. Aile konutu olmasının faydaları nelerdir?

Genel olarak toplumumuzda ailenin oturduğu evi kiralayan veya maliki olan kocadır. Koca, 20-30 yıl sonra karısından boşanmak istediğinde; kadın boşanmayı kabul etmeyince, koca müşterek yaşanan evden ayrılıyordu. Yani evi terk ediyordu. Ev kiralıksa kiraları ödemiyordu. Koca, ev sahibine yeni adresini bildiriyordu. Ev sahibi ödenmeyen kiralar için icra takibi yapıyor ve mahkemeden tahliye kararı alıyordu. Ev sahibi kesinleşen kararı infaz için, kadının ve çocukları haberi olmadan kapıya (eve)  icra memuru gönderiyordu. Üç-beş gün gibi kısa bir zamanda kadın ve çocuklar sokağa atılıyordu.

Kocanın maliki olduğu evde ailenin (eş ve çocukların) oturması halinde de koca boşanmak istediği kadını zor durumda bırakmak için, kadın ve çocukların haberi olmadan tapu dairesine gidiyor, ailenin oturduğu evi üçüncü kişiye satıyordu. Üstelik yeni malike kendi adresini veriyor, açılan haksız işgal ve tahliye davalarından sonra eş ve çocukları hiçbir şekilde haberdar etmiyordu. Takip edilmeyen dava kısa zamanda karara bağlanıyordu. Yeni malik davadan habersiz olan kadın ve çocukları icra yoluyla sokağa atabiliyordu.

Karı-koca müşterek hayatlarını birlikte oturdukları evde, yani aile konutunda geçiriyorlar. Çocuklar bu evde doğup büyüyor. Birçok acı tatlı olaylar bu evde yaşanıyor. Boşanma halinde, çocuklarıyla birlikte bu evde oturmaya alışmış olan eş, 20-30 senelik anılarını, köklerini bırakıp başka bir ortamda hayatını devam ettirmeye zorlanıyordu. Üstelik evlilik birliğini bozmak istemediği halde ve hiç kusuru yokken genelde evden ayrılan kadın ve çocuklar oluyordu. İşte aile konutu kavramıyla kanun koyucu, parçalanması önlenemeyen ailenin bir kısmının özellikle çocukların mümkün mertebe eski yaşantı ve düzeninin devamını sağlamaya çalışmıştır.

Eşlerden birinin ölümü halinde aile konutu ne olacak?

Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmek için, mülkiyeti ölen eşe ait olan aile konutu üzerinde, kendisine katılma alacağına mahsuben intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir. Eğer sağ kalan eşin katılma alacağı yetmez ise, üzerine bedel ilave ederek de aile konutu üzerinde intifa veya oturma hakkını talep etmeye hakkı vardır. Sağ kalan eş intifayı yani kullanma hakkını seçtiğinde gerekirse aile konutunu kiraya da verebilir. Oturma hakkını seçerse o evde sadece ve sadece oturmak zorundadır.

YTMK`nın getirdiği aile konutu uygulamasıyla yukarıda anlatılan olumsuz ve mutsuz durumlar önemli ölçüde önlenecektir. Artık kira sözleşmesinin feshi veya ailenin oturduğu evin satılması veya boşanma ve hatta ölüm halinde dahi aile konutuyla ilgili işlemlerde, diğer eşin özellikle toplumumuzda kadının rızasının da önemi olacaktır.

Aile konutu kavramına getirilen hükümler, ailenin kullandığı ev eşyalarını da kapsamaktadır. Boşanma, ölüm veya herhangi bir sebeple ayrılık meydana geldiğinde, eşlerden biri katılma veya miras alacağına mahsuben ev eşyalarının mülkiyetinin kendisine verilmesini de isteyebilir.

2. Yeni TMK`da Mal Rejimlerine Göre Aile Kontu ve ev eşyalarını talep şartları nasıl olacak?

1. Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Aile Konutu ve Ev Eşyası (YTMK 240. madde)

a) Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmek için, ölen eşine ait aile konutu üzerinde, intifa veya oturma hakkını katılma alacağına mahsuben `yetmez ise bedel eklemek suretiyle) isteyebilir.

b) Sağ kalan eş yine katılma alacağına mahsuben, ev eşyalarının mülkiyetinin kendisine verilmesini isteyebilir.

c) Sağ kalan eş veya ölen eşin mirasçılarının istemiyle ve haklı sebeplerin varlığı halinde sağ kalan eşe, aile konutu üzerinde intifa veya oturma hakkı yerine, mülkiyet hakkı verilebilir.

2. Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejiminde Aile Konutu ve Ev Eşyası (YTMK 254. madde)

a) Evliliğin iptal veya boşanma kararıyla sona erdirilmesi halinde, ailenin ortak kullanımına ayrılmış olan aile konutunda hangi eşin kalacağı ve ev eşyasını hangi eşin kullanacağı konusunda eşler aralarında anlaşırlar. Bu anlaşmaya göre, aile konutunda eşlerden biri kalır ve ev eşyalarını kullanmaya devam edebilir. (Aile konutunda kalacak eşin, kalma ve ev eşyalarını kullanma süresinde de taraflar anlaşabilirler; süreyi üç sene, 10 sene, 20 sene gibi belirleyebilir ve tapu kütüğüne şerhi işletebilirler.)

b) Anlaşma olmadığı taktirde; hakim, olayın özelliklerini, eşlerin ekonomik ve sosyal durumlarını ve varsa çocukların menfaatlerini ve hakkaniyet durumunu da göz önünde bulundurarak, evde hangi eşin kalacağı ve ev eşyalarını hangi eşin kullanacağı kararını boşanma kararıyla birlikte verir. Ayrıca hakim, aile konutunda kalma ve ev eşyalarını kullanma süresini de (3 sene, 10 sene, 20 sene gibi) belirterek tapu kütüğüne şerhin işlenmesi için de karar verir.

c) Eşlerin aile konutu kiralık ise, hakim bu evde hangi eşin kalacağına karar verebilir. Kiracı olmayan eşin aile konutunda kalmasına karar vermesi halinde, kiralayanın sözleşmeden doğan haklarını güvenceye almak için gerekli düzenleme kararını verir.

d) Eşlerden birinin ölümünde, paylaşmaya konu mallar arasında aile konutu ve ev eşyalarının bulunması halinde, sağ kalan eşe miras ve paylaşmadan doğan hakkına mahsup edilmek suretiyle, aile konutu ve ev eşyalarının mülkiyet hakkı verilir. Sağ kalan eşin paylaşmadan doğan hakkı ve miras hakkı yetmediği taktirde, eksik kalan miktarı bedel eklemek suretiyle ödemek zorundadır. (YTMK 255. madde)

e) Haklı sebeplerin varlığı halinde sağ kalan eşin veya mirasçıların istemi üzerine hakim, mülkiyet yerine intifa hakkı veya oturma hakkı kararı verebilir.

3. Mal Ortaklığı Rejiminde Aile konutu ve Ev Eşyası (YTMK 279. madde)

a) Eşlerden birinin ölümü halinde, sağ kalan eş, aile konutu ve ev eşyası ortaklık mallarına dahil ise, payına mahsuben bunların mülkiyetinin kendisine verilmesini isteyebilir.

b) Haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya mirasçıların istemi üzerine aile konutu ve ev eşyası üzerinde mülkiyeti yerine, intifa veya oturma hakkı tanınabilir.

c) Boşanma veya evliliğin iptali halinde, ortaklık mallarından olan aile konutu ve ev eşyası üzerinde üstün bir yararı olduğunu ispatlayarak mülkiyet intifa veya oturma hakkı talep edebilir.

Mal Ayrılığı Rejiminde Aile Konutu ve Ev Eşyası (YTMK 242. madde)

Herkesin malı kendisine aittir. Malikin istediği gibi, tasarruf, yönetim ve yararlanma hakkı vardır. (İstisna olarak aile konutuyla ilgili, evin geçimine katkı ve ailenin geleceğinin korunması yönünden, kanundan doğan bazı sınırlamalar vardır.)

Edinilmiş mallara katılma rejiminde, eşler evliliğin devamı sürecinde hisseli (paylı) gayrı menkuller almış olabilirler. Eşlerden biri, bu hisseli (paylı) gayrı menkullerdeki hissesini üçüncü kişilere satması için, diğer eşin rızasını alacaktır. Diğer eş rıza vermezse, hisse üçüncü kişiye satılamayacaktır. (YTMK 223/2. madde)

Eğer herhangi bir şekilde hisse üçüncü kişiye satılmış ise, satışa rıza etmeyen diğer eş, suf`a hakkını kullanarak üçüncü kişiye satılan hissenin bedelini ödeyerek kendi adına tescilini isteyebilir. Eşlerin paydaş olduğu gayrı menkullerin üçüncü kişilere satışında, kanun, bu konuda eşin, hakime müracaat ederek 'haklı sebeplerim var, gayrı menkulü üçüncü kişiye satma izni istiyorum,' şeklinde dava açma yetkisi vermemiştir.

Ama, izin vermeyen diğer eşin bu davranışı YTMK`nın 2. maddesinde belirtilen dürüstlük (iyi niyet) kuralına aykırı ise, kanun kötü niyetli eşi himaye etmeyecektir. Bu halde payını satmak isteyen eş, mahkemeye müracaatla haklı sebeplerinin bulunduğunu, diğer eşin kötü niyetli olduğunu ispat ederse hakimden izin alabilecektir.

3. Aile birliğinin korunması

Eşlerden herhangi biri, evlilik birliğinin gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmediği veya evlilik birliğiyle ilgili bir konuda önemli bir uyuşmazlığa düşüldüğü taktirde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimden müdahale isteyebilirler. (YTMK 195. madde)

Hakim eşleri dinler, olayı araştırır ve gerekli görürse eşleri uyarır, onları uzlaştırmaya çalışır. Eşlerin ortak rızasını alarak, ailenin mutluluğunu temin etmek için, uzman kişilerden yardım alır. Gerekli kararı verir. YTMK aileyle ilgili konularda aile mahkemelerinin kurulmasını öngörmektedir.

Aile birliğinin giderlerini eşler birlikte karşılayacaklardır. Eğer eşlerden biri, ailenin geçimi için gerekli katkıda bulunmazsa, diğer eş hakimden, her bir eş için ne kadar parasal katkı yapacağına dair karar vermesini isteyebilir.

Hakim eşlerin aile geçimine katkı payını belirlerken;

a) Eşin ev işlerini görmesi
b) Çocuklara bakması,
c) Diğer eşin işinde karşılıksız çalışması durumunu da, katkı payını hesaplarken dikkate alır. (Değerlendirir.) (YTMK 196. madde)

Eşlerin katkı payı isteme süresinin başlama tarihi, geriye doğru bir yıl ve gelecek yılları kapsamaktadır. Yani bir eş, diğer eşten ancak geçmiş yıllara ait bir yıl için katkı payı isteyebilir. Gelecek yıllara ait her zaman katkı payını isteme hakkı vardır. Bu madde kadın erkek eşitliği sonucu YTMK`ya girmiştir. Dolayısıyla EMK`da böyle bir hüküm yoktur.

Evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemler konusunda açılacak davalarda eşlerden herhangi birisinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Örnek:

Ayşe ve Hızır yedi yıllık evliler, Hızır`ın elektrik malzemesi satış ve tamir dükkanı var. Karı-koca mutlu bir şekilde yaşamaktadırlar. Ayşe, ev işlerini yapar. Çocuklarına bakar. Çocukları okulda iken kocasının dükkanında arada bir çalışır. Hiçbir ücret almaz. YTMK uygulanmaya başladıktan sonra, Hızır karısı Ayşe`ye 'Artık sen de eve maddi katkıda bulunacaksın. Kanun değişti. Ne yaparsan yap, eve para getir' der. Yarı şaka yarı ciddi konuşmalar devam eder. Daha sonra iş büyür. Ayşe kocasına fikrini açıklar. 'Benim küçük çocuklarım var. İlkokula gidiyorlar. Ben ev işlerini yapıyorum. Boş zamanlarımda dükkana gelip sana yardım ediyorum. Ben bundan daha fazla çalışamam. Ben evin geçimi için zaten gerekli katkıyı hizmet olarak veriyorum' der.

Hızır düşünür, 'Evet, Ayşe çocuklara bakıyor, ev işlerini (ütü, çamaşır, bulaşık, emek vs.) yapıyor. Dükkanda bana yardıma da geliyor. Ayşe başka bir işte çalışırsa, sabah saat 08.00`den akşam 18.00`e kadar başka bir işyerinde çalışacak. Alacağı parayı eve getirse, bir kısmını harçlık alacak, yol parası ödeyecek. Ev işleri ve çocuk bakımı ortada kalacak. Bu ailenin ve benim aleyhime bir durum. En iyisi ben olayı tatlıya bağlayayım. Ayşe`den maddi katkı istemeyeyim' der ve düşüncesini Ayşe`ye iletir.

Ayşe de şöyle der: 'Peki ben şimdilik çalışmamaya karar veriyorum. Çocuklarım biraz büyüsün, hemen işe gireceğim. Çünkü iş hayatında ücret var, sigorta ve emeklilik var. Ben senden ücret istemiyorum. Ama benim için isteğe bağlı sigorta yaptırmanı istiyorum. Yoksa hemen iş bulur eve gerekli maddi katkıyı da veririm.'

Ayşe güçlü, kanunlardan yararlanmasını iyi biliyor. Her şeyden önce Ayşe talep ediyor. İsteğe bağlı sigorta kaydını yaptırıyorlar. Yaşantıları uzlaşma sayesinde uyum içinde devam ediyor.

Müge ile Ferit 10 yıllık evlidirler. Ferit bir gün Müge`ye 'Sen maaşını ne yapıyorsun? Kanun değişti, eve maddi katkı vermeni istiyorum' der. Müge, 'Ev ve Pazar parası yapıyorum. Su, elektrik, telefon giderlerini ödüyorum. Bana bir şey kalmıyor' demesine rağmen, Ferit mahkemeye müracaat ederek Müge`nin katkı payının belirtilmesini ister.

Müge, bankada memurdur, 300 milyon lira maaş almaktadır ve aynı zamanda ev işlerini de yapmaktadır.

Ferit, bir şirkette çalışmakta ve 650 milyon lira ücret almaktadır.

Hakim tarafları dinleyecek, evin giderlerini tespit edecektir. Müge`nin ev işi yapmasını da maddi katkı olarak değerlendirip hakkaniyetli bir şekilde eşlerin giderlere katılma parasını belirleyecektir. Aslında Ferit burada acele etmiştir. Sakin bir şekilde düşünüp uzlaşmaya gidebilirdi. Mahkeme masrafı ve avukatlık ücreti de ödemezdi. Zaten Müge kendi katkı payını fazlasıyla ödemektedir.

4. Bazı hallerde eşler birlikte yaşamaya ara verebilirler

Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece, ayrı yaşama hakkına sahiptir. (YTMK 197. madde)

Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa, hakim eşlerden birinin istemi üzerine,

a) Diğer eşin yapacağı parasal katkıya,

b) Konut ve ev eşyalarından kimin ne şekilde yararlanacağına,

c) Eşlerin malların yönetimiyle ilgili gerekli önlem (tedbir) kararlarını verir.

Yukarıda açıkladığımız Müge ve Ferit örneği, parasal katkı olarak burada da geçerlidir. Eşlerin ayrı yaşama durumunda da hakim giderleri tespit edecek, eşlerin ekonomik güçlerine göre hakkaniyetli karar verecektir. Eşler ayrı evlerde oturduklarından aile konutunda kimin oturacağına, ev eşyalarını nasıl paylaşacaklarına ve eşlere ait malların nasıl yönetileceğine dair tedbir kararı verecektir. Ama eşler mahkemeye gitmeden uzlaşabilirler. (BB)

* Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği (KA.DER) Kadıköy Şubesi Başkan Yardımcısı Avukat Seyhan Ekşioğlu`nun hazırladığı ve KA.DER`in yayımladığı 'Türk Medeni Kanunu - Ailede Yeni Düzen' başlıklı kitaptan alıntılandı.