BURADASINIZ : İstanbul Avukat > Boşanma Davaları > Boşanma Davası Sebepleri

 



BOŞANMA DAVASI SEBEPLERİ

 

 

 

Boşanma davası, Medeni Kanunumuzda düzenlenmiş olup bir takım boşanma sebepleri sayılmıştır. Bunlardan bir kaçı zina, akıl hastalığı, terk gibi sebepler olmakla birlikte davalarda en çok dayanılan sebep evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebidir. Avukat olarak boşanma avukatı olarak kullanmakta olduğumuz asıl sebep şiddetli geçimsizlik sebebidir. Çünkü bu sebep zaten diğerlerinin hepsini kapsamaktadır. Neticede aklı hastası olanla yapılan evlilikte de şiddetli geçimsilik olmaktadır, diğer durumlarda da. Türkiye` de avukat olarak, Türkiye` de boşanma avukatı olarak bu sebebin kullanılması bu nedenle tercih edilmeliyken yurtdışında avukat olarak, yurt dışında boşanma avukatı olarak bu sistemin kullanılıp kullanılmadığını bilememekteyiz. Kullanılan Eski düzenlemeye göre ve halk dilinde yer etmiş haliyle şiddetli geçimsizlik sonraki düzenlemede evlilik birliğinin temelinden sarsılması şeklinde yer almıştır. Kanunda sayılan diğer boşanma sebepleri de neticede şiddetli geçimsizliği doğuracağından, evlilik birliğini temelinden sarsacağından, bütün sebeplerin sonu evlilik birliğinin temelinden sarsılması durumudur. Bu nedenle bir boşanma avukatı, boşanma davasını, genelde evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayandırır. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki, kanunda sayılan boşanma sebepleri gerçekleşmişse bu gerçekleşen sebebin aynı zamanda evlilik birliğini temelinden sarsmış olması ( o sebebi düzenleyen maddede aranmıyorsa ) aranmaz. Md. 162 Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebi buna örnektir. Böyle bir davranışın, sebebin varlığının tespiti, boşanma kararı verilmesi için yeterli olup, ayrıca bu davranışın evlilik birliğini temelinden sarsmış olması aranmaz.

 

 

 

 

 

 

 

A. Boşanma sebepleri

 

I. Zina

 

MADDE 161.- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.

 

Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

 

Affeden tarafın dava hakkı yoktur. 

 

II. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış

 

MADDE 162.- Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.

 

Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

 

Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

 

III. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme

 

MADDE 163.- Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

 

IV. Terk

 

MADDE 164.- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise;  terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

 

Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

 

V. Akıl hastalığı

 

MADDE 165.- Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.

 

VI. Evlilik birliğinin sarsılması

 

MADDE 166.- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

 

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

 

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı  hükmü uygulanmaz.

 

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

boşanma davası,boşanma sebepleri, boşanma avukatı, avukat